Almanya’da Çalışmak ve Yaşamak

Almanya’da bir iş bulup buraya yerleşmeyi başardım, ama turistik vize alır gibi kolay olmadığını söylemeliyim. Buradaki hayat da Türkiye’de alışık olunan hayattan biraz farklı. Bu konudaki tecrübelerimi, burada bir hayat kurmayı düşünen kişilere faydalı olabileceğini düşüneren paylaşmak istedim.

İş Bulma

İşin en zor kısmı, iş – vize çelişkisini çözme noktasında yatıyor. Şöyle ki; bir Alman şirketinin sizi işe alması için, sizin özelliklerinize sahip birinin Almanya’da ve diğer Avrupa Birliği ülkelerinde bulunamadığını belgeleyip çalışma bakanlığına bildirmesi gerekiyor. Bunun yanı sıra, size ödeyeceği maaş, aynı pozisyonda çalışan bir Alman’ın aldığı maaştan daha düşük olamıyor.

Bu şekilde birkaç şey sağlamış oluyorlar:

-) Yabancılar yüzünden vatandaşların işsiz kalmaması

-) Gelen yabancıların düşük maaşlarla sömürülmemesi

-) İşverenin “Daha ucuz” düşüncesiyle Almanlar yerine yabancıları tercih etmemesi

-) Tanıdığı birini çok fazla özelliğe sahipmiş gibi gösterip işe almaması (zira ona göre maaş ödemek zorunda)

Kendi tecrübem doğrultusunda; bu zahmete küçük ve orta ölçekli firmaların pek girmek istemediğini söyleyebilirim. Bu tarz firmalarla görüştüğünüzde, sizi beğenseler bile “Çalışma vizeni edinirsen işe alırız ama biz uğraşamayız vizeyle” deme ihtimalleri bir hayli yüksek. Zira siz ülkeye girdikten sonra işe hiç uğramadan kaçak olarak ülkede kalırsanız veya 2 ay sonra başka bir yerle anlaşırsanız, sizi ilk işe alan kişi uğraştığıyla kalır.

Çalışma vizesine başvurduğunuzda ise bir iş bulmuş olmanız gerekiyor.

Bu kısır döngüyü kırmanın ilk şartı, şansınızı büyük şirketlerde denemekten geçiyor. Zira bu şirketler ülkeden ülkeye çalışan transfer etmek konusunda bir hayli tecrübe sahibi oluyorlar, bu konuda özel “Mobility” birimleri veya birlikte çalıştıkları çözüm ortakları olabiliyor. Ancak; yüzbinlerce kişinin çalıştığı büyük kurumsal şirketlerde bile “tanıdık” faktörünün önemli olduğunu söylemeliyim. O şirkette çalışan veya şirkete yakın birinin kişisel olarak referans vereceği birinin şansı, ilana başvuran bir kişiden kat kat yüksek olacaktır.

Ben mevcut işimi, ortada ilan bile yokken tanıdığım birinin beni yöneticisine tavsiye etmesi sonucunda buldum.

Bir başka önemli nokta, kendinizi gerçekten Avrupa’da zor bulunan bir eleman olarak yetiştirmiş olmanız. Zira; hem kurumsal bir şirket için cazip olmalı, hem de çalışma bakanlığının itiraz edemeyeceği bir bilgi / tecrübeye sahip olmalısınız. Burada kalifiye eleman sayısı da bir hayli fazla; herhangi bir konuda uzman aradığınızda genelde bulunuyor. Burada eksikliği hissedilen şey, bir konuda derinlemesine uzmanlaşmış olmanın yanı sıra başka birkaç konudan daha anlayan ve konuları entegre edebilen “Hybrid” elemanlar. Böyle bir özelliğiniz varsa ve kendinizi iyi ifade edebilirseniz, şansınız yüksek olabilir.

Almanca bilmek de ne yazık ki önemli bir başka nokta. Her ne kadar buradaki iş dünyasında Almanca bilmeyen kişiler olsa da, bunların tamamı yine Avrupa Birliği üyesi ülkelerden gelen kişiler. Şirkete ve pozisyona bağlı olmakla birlikte, müşterinin Almanca bilen kişilerle muhatap olmayı tercih ettiği gerçeği bu konudaki darboğaz malesef.

İş görüşmelerinin çoğu telefon / telekonferans üzerinden olacaktır. Belki son görüşme için şirketin Avrupa ofisine veya (varsa) Türkiye’deki şubesine gitmeniz gerekebilir, ben ilk iş günüme kadar kimseyi yüz yüze görmedim herşey telefon ile oldu.

Görüşmeler sırasında Türkiye’nin aksine, maaşlar aylık net olarak değil yıllık brüt üzerinden konuşuluyor. Gelir seviyesine bağlı olarak, aylık %40 – %50 arasında bir vergiyi hesaba katarak rakamınızı oluşturun.

Çalışma İzni

İşveren ile anlaştıktan sonra, işler artık biraz daha bürokratik bir sürece doğru ilerliyor. Çalışma izni alma süreci; kısmen Almanya’da kısmen de Türkiye’deki Alman Elçiliği’nde yürüyecek bir süreç.

İşvereniniz size sözleşmeyi ve konsolosluğa hitaben yazılmış işe alma bildirisini gönderecek. Bunları imzalayıp birer kopyasını geri gönderin, ancak asılları sizde kalsın. Almanya’daki süreç başladığında, işvereninizden Türkiye’deki Alman Büyükelçiliği’ne başvurmanız için bir talimat gelecek.

Bu talimat gelene kadar, oturma izni / çalışma vizesi için gereken evrakları hazırlayabilirsiniz. Diplomalarınız, sözleşmeniz, eski pasaportlarınız, mevcut işyerinizle ilgili belgeler gibi pek çok evrağı Türkçe / Almanca (Noter onaylı 2‘şer nüsha) halde isteyecekler – tercümanlara ve notere bir torba dolusu para dökmeye hazır olun.

Konsolosluğa gitmeden önce telefonla randevu almanız gerekiyor.

Konsolosluğua gittiğinizde sizden Almanya’daki adresinizi isteyecekler. Almanya’ya gitmeden bir ev tutamayacağınız için, mecburen işvereninizin ofisinin adresini vereceksiniz – ya da orada bir akrabanız arkadaşınız varsa, ona haber vererek onun adresini de verebilirsiniz. Buradaki kritik nokta şu: Alman polisi o adrese giderek, sizi tanıyan ve bekleyen kimse olup olmadığını sorabilir. Hangi adresi verirseniz verin, oradaki kişiler bu ziyareti bekliyor olmalıdır (özellikle işyeri ise).

Evraklarınız tam ise, konsolosluktaki işiniz kısa sürecek. Normal şartlarda çalışma izninin çıkması 4-6 hafta sürecektir. Pasaportunuz size kurye ile geri gönderilecek, ve herşey yolundaysa işe başlama tarihinden 1-2 hafta öncesi itibariyle geçerli olan 90 günlük geçici bir vizeniz olacak.

Bu noktada Türkiye’deki işiniz bitiyor, ailenizle ve arkadaşlarınızla vedalaştınız mı?

Almanya’daki İlk Günler

Almanya’ya ilk gittiğinizde mecburen bir Hotel veya Hostel’de kalacaksınız. İşvereniniz bu süre zarfındaki taşınma masraflarınızı ve Türkiye’den Almanya’ya göndereceğiniz eşyaların kargo ücretini ödüyor olabilir, bunu önceden konuşun.

Almanya’daki kiralar; kaldığınız şehre, evin konumuna ve büyüklüğüne göre çok değişiyor. Tenha bir şehirde 250 EUR’ya tek kişilik gayet yeterli daireler bulabilirken, büyük şehirlerde 600-700 EUR’ya kibrit kutusu kadar daireyi zor bulabilirsiniz. Ancak, burada eşyalı daire tutmak ve (yıl değil) ay bazında kontrat yapmak mümkün. Dilerseniz oda kiralayanlar da var, ev bulmak uzun sürecekse otele o kadar para verene kadar bir oda da tutabilirsiniz.

Ben bu konuda şanslıydım, eşyalı ve işyerime 15 dk yürüme mesafesinde bir evi 2. gün buldum. Ev ararken karşınıza “Kaltmiete” ve “Warmmiete” kavramları çıkacak. Kaltmiete; hiçbir ekstra servis dahil olmadan ödemeniz gereken kiradır. Warmmiete ise; ısınma, su, elektrik gibi bazı giderler dahil ödemeniz gereken kiradır.

Evinizi tutup kira kontratınızı elinize aldıktan sonra, ilk iş kapı zilinize ve posta kutunuza adınızı yapıştırın. Zira Almanya’daki adreslerde daire numarası yok, postacı mektubunuzu hangi kutuya bırakacağını isminize bakarak buluyor.

Akabinde; istenen diğer belgelerle birlikte yabancılar bürosuna gitmelisiniz. Bu konuda işverenim bana Relocation Company’den hizmet satın aldı, bu konudaki bütün işleri onlar hallettiler, ben sadece yabancılar bürosuna gidip imza attım. Mümkünse böyle bir hizmet isteyin; ancak her halukarda bu konuda fazla birşey söyleyemiyorum.

Yabancılar bürosundan oturma belgenizi alacaksınız, ve pasaportunuza gerçek oturma + çalışma izni orada vurulacak. Bu andan itibaren, bir Alman’ın yapabileceği pek çok şeyi siz de yapabilirsiniz – Avrupa’da serbest dolaşmak gibi ;) Ancak Schengen kabul etmeyen ülkelere giremezsiniz, gidip de kapıda kalmayın (sınır kapısı).

Avrupa’da gezmeye başlamadan önce diğer işlerimizi halledelim. Sırada banka var, zira banka hesabınız bundan sonraki her adımınızda lazım olacak. Bankaya pasaportunuz ve yabancılar bürosundan aldığınız kağıt ile gittiğinizde hesabınız açılacaktır. Ancak, cebinizdeki bütün parayı bankaya yatırmayın – banka kartınız gelene kadar sadece pasaportunuzla giderek para çekebilirsiniz ve bu konuda (günde sadece bir kez ve belli bir sınırda) para çekebilmek gibi bazı sınırlar var. Almanya’nın ortasında parasız kalmayın – 15 gün kadar para çekemeyebileceğinizi hesaba katarak para yatırın.

“Hangi banka?” sorusunun net bir cevabı yok, ancak Almanya’da iki temel banka grubu var – bir gruba üye bankaların ATM’leri ortak kullanılabiliyor ve benzer özellikleri var. Cash Group; Commerzbank ve PostBank gibi bankalardan oluşuyor. Sparkasse Group ise “Sparkasse” markasını kullanna başka bankalardan oluşuyor.

Burada yaptığım araştırmada iki faktör öne çıktı: 1) Kolay ATM bulabilmek 2) İşlem ücreti. En yaygın ATM ağına Sparkasse sahip, ancak yaptığınız her işlem için ufak bir ücret alıyor. PostBank da bir hayli yaygın ve işlem ücreti yok, o yüzden benim tercihim PostBank oldu. Şimdiye kadar ciddi bir sıkıntı yaşamadım; kredi kartı, banka kartı ve Online bankacılık servislerinden yararlanıyorum. Bu konuyu ihtiyaçlarınız doğrultusunda biraz daha araştırmak isteyebilirsiniz.

Banka hesabınız hazır olduktan sonra sırada sigorta var. Almanya’da çalışan herkes, özel veya devlet, sigortalı olmak zorunda. Ancak burada kiminle konuşsam bana devlet sigortalarını tavsiye etti (TKK veya AOK). Zira bir kartınız oluyor, ve herhangi bir rahatsızlıkla doktora gittiğinizde çıkışta kartı okutmanız yetiyor, sorgu sual ödeme hiçbir şey yok. Özel sigortalar (anlaşmanıza bağlı olmakla birlikte) genelde tedavi masraflarını kısmen size ödetiyor imiş.

Hangi sigortayı seçerseniz seçin, sigorta maliyetinizi kısmen işvereniniz kısmen de siz üstleniyorsunuz. Ancak maaşınız bu meblağ kesilerek yatacaktır.

Banka hesabınız ve sigorta bilgilerinizi işvereninizle de paylaşın. Aksi takdirde maaşınız yatmaz ;)

Sigortaya paralel olarak, bir de Packstation kartı edinmenizi tavsiye ediyorum. Zorunlu olmasa da, herkeste var. Packstation DHL’in bir hizmeti. Almanya’nın neredeyse her sokağında / bölgesinde bir Packstation var. Packstation ATM’yi andırıyor, ancak otomatın arkasında 20-30 tane dolap var. (Mesela) Internet üzerinden bir sipariş vereceğinizde, ev adresiniz yerine size en yakın Packstation’un adresini veriyorsunuz. DHL paketi o Packstation’a götürüp bir dolaba kilitliyor ve size SMS / Mail yolluyor. 7 gün içinde istediğiniz herhangi bir saatte Packstation’a gidip kartınızı takıyor ve şifrenizi giriyorsunuz, kutunuzu barındıran dolap açılıyor ve paketi teslim alıyorsunuz.

Gayet pratik! Evde yoktum, işten geç çıktım, kargoyu teslim alamadım problemleri yok.

Almanya’da yılda bir kez vergi beyan etmekle yükümlüsünüz. Gelir seviyeniz, evli olup olmamanız, çocuk sayısı gibi faktörlere göre belli bir vergi sınıfına dahil oluyorsunuz ve vergi oranınız ona göre belirleniyor. Eğer vergi dairesine gitmeyi ihmal ederseniz, otomatik olarak en yüksek vergi sınıfı olan Klasse 6’e dahil olursunuz. Bu işlemi de geciktirmeden yapın ve işvereninize vergi numaranızı / sınıfınızı bildirin.

Bir ara Türk konsolosluğuna gidip kendinizi kaydettirmeyi de unutmayın. 3 senelik iş gününü (yaklaşık 1000 gün) yurtdışında bordrolanmış halde çalışarak doldurduğunuzda bedelli askerlik yapmaya hak kazanıyorsunuz, bu kanuni hakkınızı da hatırlayın – ancak her sene en az 6 ay yurtdışında ikamet etmeniz gerekiyor.

Günlük Hayat

Almanya’da günlük hayat ve sosyal düzen, Türkiye’nin aksine, tıkır tıkır saat gibi işliyor. Kırmızıda geçen / yaya geçicinde durmayan araç, geç kalan vasıta, terbiyesiz memur, kaçak yolcu gibi faktörler yok denecek kadar az. Zira toplumdaki her birey bilinçli davranıyor.

Türkiye’nin aksine burada kredi kartı Internet alışverişleri haricinde pek yaygın değil, her yerde de geçmiyor. Banka kartı kullanımı daha yaygın. Kredi kartına taksit diye bir kavram hiç yok. Kendiniz kart limiti çerçevesinde alışveriş yapıp sonra borcunuzu taksit taksit öderseniz o ayrı, ama faizi iyi hesaplayın.

Burada günlük hayatın çok pahalı olmadığını göreceksiniz, ancak dışarıda yemek biraz pahalı. Mc Donalds gibi restoranlar ve sokak köşesindeki dönerci / pizzacı haricinde sık sık dışarıda yerseniz bütün maaş mideye gidebilir. Burada evlere servis de o kadar yaygın değil, sadece bazı pizzacılar servis yapıyor.

(Benim gibi) domuz yemiyorsanız işiniz zor, bulacağınız kırmızı et ürünlerinin neredeyse tamamı ya domuz etidir ya da domuz eti ihtiva ediyordur. Beyaz etlerin de bir kısmına domuz eti katılmış olabilir – neyse ki üzerinde yazıyor. Dana eti az bulunuyor; süpermarketlerde özellikle sormanız / dikkat etmeniz lazım. Ya da bir Türk kasabı bulacaksınız, her bölgede bir tane var sanırım ;)

Alışverişte çıktığınızda torbaların da paralı olduğunu göreceksiniz. Sırt çantasıyla alışverişe çıkmak oldukça yaygın, yapabilirsiniz. Pet şişelerinizi de atmayın, çoğu depozitoludur, yazık ;)

Almanya’da her evde çamaşır ve bulaşık makinası yok. Bazı apartmanların kilerinde ortak çamaşır makinası olabilir. Bu da yoksa, bozuk parayla çalışan Laundry Shop’larda hem çamaşık hem de kurutma makinasından faydalanabilirsiniz.

Ulaşım

Burada taksiler bir hayli pahalı, ulaşım için toplu taşımayı tercih etmeniz gerekecek – tabii arabanız yoksa. Ancak herkes toplu taşıma kullandığı için Türkiye’ye kıyasla vasıtalar bir hayli temiz tutuluyor, ve öyle sıkışık üst üste ortama en azından ben hiç denk gelmedim.

Şehir içinde S-Bahn veya otobüs, nispeten uzak bölgelere ise U-Bahn ile ulaşım oldukça yaygın. Aylık kart alabilir veya sadece ara sıra biniyorsanız banka kartı / bozuk para ile bir kerelik bilet alabilirsiniz. Aylık kartın fiyatı kapsadığı bölgeye göre değişiyor, bölge dışına çıkacaksanız normal bilet alıp sadece farkı ödüyorsunuz. Ulaşım büroları size en iyi tavsiyeyi verecektir. Bazen hiç kart almamak daha hesaplı olabiliyor.

Trene binerken bilet kontrolü yok. Herkes biletini / kartını alıp trene biniyor, bakan kimse yok. Ara sıra gelişigüzel kontroller oluyormuş ve biletsiz yolculara büyük ceza varmış, ancak ben hiç kontrole denk gelmedim. Bizde böyle bir sistem olsa kaç kişi bilet alır merak ediyorum ;)

Araba almak isterseniz, Alman malı ikinci el araçlar bedava denecek kadar ucuz. Fiyatları söyleyip de moralinizi bozmayayım, gerektiğinde araştırır görürsünüz ;P Ancak araba almak için önce bir Alman ehliyeti almanız gerekiyor. Türk ehliyetiyle 6 ay boyunca araba kullanabilirsiniz. Ancak 6 ay dolmadan trafik şubesine başvurursanız, sadece sınava girerek Alman ehliyeti alabilirsinz. 6 aydan sonra tekrar kursa gitmeniz gerekebilir. Bu da bir sürü para ve zaman demek. Buradaki ehliyet sınavları bir hayli zor ve en ufak bir hatada ehliyet vermiyorlar, o yüzden çok iyi araba da kullansanız sınava yönelik 2-3 direksiyon dersi almanızda fayda var. Sınava her girişiniz (oldukça yüksek bir) para demek, ilk seferde geçmekte fayda var.

Bisiklet de pek çok kişinin tercih ettiği bir ulaşım aracı. Herkes trafik kurallarına uyduğu ve pek çok yerde bisikletler için özel şeritler olduğu için İstanbul’a kıyasla gayet güvenli kullanılabilir. Pek çok tren seferi de (hepsi değil) bisiklet kabul ediyor.

Kültür

Alman kültürünü bira – sosis – futbol diye özetleyenler çıkacaktır ;) Bu üç faktör önemli olsa da, buradaki ortama uygun yaşayıp nazik olduğunuz sürece Almanlar’ın da size sıcak ve iyi davrandığını görebilirsiniz.

Ancak; Avrupa’ya gelen Türkler’in yaşadığı genel problem Almanya’da da var. Her ne kadar buradaki sosyal düzen çok ileri seviyede olsa da, insanlar arasındaki yakınlık ve samimiyet Türkiye’deki kadar yakın ve kaynaşık halde değil. Arkadaşlarınız olabilir, ama sizi Türkiye’deki kadar içtenlikle sahiplenmelerini beklemeyin. Bunu uzun yıllar burada yaşayan başka tanıdıklarım da söyledi.

Buraya yeni gelen bir yabancı olarak arkadaş edinmek de biraz zor tabii, ofiste veya sokakta kolundan tuttuğunuz kişiyle hemen ahbap olmayı beklemeyin. Ben bu iş için hobiler üzerinden gitmeyi önerebilirim. İlgi alanınıza bağlı olarak, bir fotoğraf kursu, müzik grubu, spor kulübü, vb üzerinden yeni insanlarla tanışabilirsiniz.

Almanya’da herkeste olmasa da, Türkler’e karşı genel bir önyargı olduğu ne yazık ki gerçek. Ancak bunun da elle tutulur sebeplerine ne yazık ki şahit oldum. Yine de karşınızdakine biraz zaman verin, sizin açık görüşlü, zararsız ve nazik olduğunuzu gördüklerinde benzer şekilde karşılık vereceklerdir.

Buradaki bir başka önemli faktör, insan sömürüsünün nispeten az olması ve insan emeğinin değerli olmasıdır. En düşük işte çalışan kişi bile uzun tatiller alıp yurtdışı tatili yapabilmektedir. Pazar günü neredeyse hiçbir yer açık değildir, çünkü o mağazada çalışanın da bir hayatı var, onun hayatını işveren sömür(e)miyor. Pazar günü açık olan yerler ancak bazı restoranlar ve sinemalar, onlar da çoğunlukla Pazartesi çalışmaz. Pek çok yer Cumartesi günü de sadece yarım gün çalışır. İşlerinizi bu saatleri öğrenip ona göre ayarlarsanız sonradan üzülmezsiniz.

Sonuç

Sonuç olarak sizi burada çok düzenli ve rahat, huzurlu bir hayat bekliyor. Almanya’daki vasat bir hayat Türkiye’deki elit bir hayattan daha rahat ve stressiz diyebilirim. Ancak burada Türkiye’deki kültürü ve dostluğu da bulamama ihtimaliniz yüksek, her akşam dışarı çıkıp her yeri açık bulamazsınız. O yüzden Türkiye’ye dönen pek çok arkadaşım var.

Bu yazıyla yetinmeyin, Almanya’da yaşamış başka kişilerle de görüşün ve konuşun. Yine de, paylaştıklarımın faydalı olmuş olduğunu umuyorum.

Bis dann!

About these ads

41 thoughts on “Almanya’da Çalışmak ve Yaşamak

  1. Almanya bir yana, bu kadar emek verip bu bilgileri anlamlı bir bütün halinde bu kadar akıcı verebilmek çok değerli… Elinize sağlık… Teşekkürler.

  2. Career in ABAP « Dr. Kerem Koseoglu

  3. Bir Türk gözünden, Almanya’nın ilk defa bu kadar önyargısız ve geniş bir bakış açısıyla anlatımına rastlıyorum. Bilgilendirici ve ufuk açıcı, güzel bir yazı olmuş, teşekkür ederim.

  4. kerem bey bugün yazınızı okudum. emeklerinize sağlık çok teşekkür ederim.
    Almanya da yaşayan çok yakın arkadaşım var ,kısmet olursa Birlikte cafe açmayı önerdi ben de teklifini kabul ettim.Tr de devlet kuruluşunda memur olarak çalışıyorum. 6 ay rapor alıp gitmeyi düşünüyorum eğer becere bilirsek ailemide götüreceğim, kendimi sudan çıkmış balık gibi hissedeceğimi biliyorum, fakat bazı risk’de göze almak gerek çocuklarım için. Sizden ricam bana önerebileceğiniz tavsiyeleriniz varsa sizi dinlemek isterim. Şimdiden teşekkürler.

      • Merhabalar Kerem bey,
        Ben de es durumumdan dolayi Almanya’da yasayacagim. Nasipse Nisan ayinda dügün olacak. Daha önce Almanyada bulundum, yasam sartlarini az da olsa biliyorum. Beni bekleyen zorluklarin da olumlu yanlarinda farkindayim ve bunu bilerek geliyorum. Sadece bir seyi merak ediyorum. Sizden calisma konusunda bazi tavsiyelerde bulunmanizi rica ediyorum. Ben iki üniversite bitirdim; Amerikan kültürü ve edebiyati bir de dis ticaret.. Yabanci dillerim; Ingilizce, Rusca ve Almanca A2 seviyesinde. Benim pedogojik egitmenlik sertifika da var. Orada meslegi mi icra edebilir miyim? Calismak icin B1 ya da B2 ye ihtiyacim var bunu biliyorum fakat daha detayli bilgi ye ihtiyacim var. Olumlu yanitlarinizi bekler, iyi çalismalar dilerim. Simdiden tesekkürler…

      • Merhaba, öncelikle hayırlı olsun. Almanya’ya doğrudan işçi olarak başvurmuş olsaydınız; yazıda anlattığım gibi, başvurduğunuz pozisyonda Alman bir işçi aranması ve bulunamadığının belgelenmesi gerekirdi. Ancak; eş durumundan dolayı oraya yerleştiğiniz durumda süreç farklıdır diye “tahmin ediyorum” – bu konuda herhangi bir tecrübem / bilgim yok malesef. Profesyonel bir firmadan danışmanlık / yardım almanızı önerebilirim; ben Relocompany ile çalışmıştım – http://www.relocompany.com

  5. Kererm Bey,tekrar merhaba
    Daha önce de mesaj yazmıştım size.Aslında benim eşim ve çocuklarım orada.Ben ise Türkiye’de İngilizce öğretmenliği yapıyorum.İnşallah ben de ilerleyen tarihlerde orada ailemn yanında olacağım.Şimdiye kadar meslekte sosyal hakları,emeklilik haklarını kaybetmemek,…. gibi sebeplerle birkaç sene daha çalışayım istedik ileriye faydası olsun diye.Memurluğa başlamışız bir kere ileriye dönük (emeklililk,çalışma..) avantajlarını niye bırakalım.Benim sizden istediğim, orada bu konularda yani aile birleşimi konusunda bir Türk avukat veya sosyal danışman yönlendirmeniz veya en azından tavsiye etmeniz. (Fakat bildiğimiz yan yatan para kazananlardan olmasın lütfen.)

  6. Merhaba Kerem Bey,
    Cevabınız ve yönlendirmeniz için teşekkür ederim. İnşallah gidene kadar da dil bilgimi daha da geliştirirsem sanırım iş konusu benim için daha kolaylaşacaktır. Gerçi Almanya daha çok sayısal alanlarda gelişimini devam ettiren bir ülke olmasına rağmen ben sadece dil bilgime güvendiğim için çok endişe yaşamıyorum. Umarım oraya gittiğimde en kısa zamanda kendime bir iş bulurum ve sosyo ekonomik hayattaki yerimi bulurum. Bana vereceğiniz tavsiyelerinizi memnuniyetle beklerim. Teşekkürler…

  7. Merhaba Kerem Bey,

    Öncelikle çok faydalı ve sade bir anlatım olmuş, emeğinize sağlık.
    Ben bir alman firmasının Isanbul ofisinde mühendis olarak 5 yıldır çalışıyorum. Bu sene başında bana merkez ofis Augsburg’ta bir pozisyon için teklifte bulundular. Evli ve 2 çocukluyum geröekten zor bir karar ama şartlar cazip. Benim sorum benim sağlık sigortamdan ailem de faydalabiliyor mu, ne şekilde
    Çok teşekkür ederim
    Kemal Oğuz Çoban

    • Bildiğim kadarıyla; Almanya’da oturma izni alan herkes mecburen sağlık sigortası sahibi olmak zorunda. Dolayısıyla; öyle ya da böyle, ailenizin de sağlık sigortası olması gerekecektir. Oradaki sigorta işleyişi Türkiye’den biraz farklı; dilediğiniz sigorta kurumunu seçip, kendiniz anlaşıyorsunuz ve şirketinize sigorta kurumunuzu + numaranızı bildiriyorsunuz. Onlar da maaşınızdan sigorta payını keserek yatırıyor maaşları. Sorunuza cevap olarak; ailenizi de kapsayacak bir sigorta yaptırmak zaten zorundasınız, bunun maliyeti de size ait. Brüt maaş olarak ne kadara anlaştıysanız, sigorta bedeli bu maaştan düşecektir. Sigortanın ne kadara malolacağını ise söylemem biraz zor; çünkü o konuda pek çok parametre var. Bu konuda, şirketinizin insan kaynakları departmanıyla önden temasa geçerek bazı temel bilgileri alabilirsiniz. İyi şanslar…

  8. Kerem bey merhaba,
    Yazınızı hikaye gibi okuyan ve sonuna varana kadar birkaç farklı duyguya kapılanlardan biri de benim.

    Bu hafta İzmir başkonsolosluğundan çalışma iznine başvurdum.
    Almanya’da çalışacağım şirket ve iş belli. Ben Makine Mühendisiyim (Haziran2013 Mezunu) çalışacağım şirket ise Makine alım-satım ve montaj yapan Alman isimli bir Türk firması.
    Karşılıklı imzaladığımız sözleşme ve gereken diğer belgelerle çalışma iznine başvurdum. Ancak Başka kaynaklardan okuduğum bir bilgiye göre Çalışacağım firma tarafından Federal iş ajansından benim adıma bir çalışma izni alınıp vize başvurusunda tarafımdan sunulabiliyormuş. Malesef bunu başvurudan sonra öğrendim. Vize görüşmemde gişe görevlisinin tavrı ve üslubu umudumu biraz kırdı. Belki bulunmaz bir makine mühendisi değilim ancak daha önce yurt dışında eğitim aldım ve türkiyede teknik üniversitenin birinden birincilikle mezun oldum. Almanca bilmiyorum ama öğreniyorum. Bu tarz bilgileri gişe görevlisiyle paylaştıktan sonra, görevli bana vize almamın zor ve uzun sürecek bir süreç olduğunu söyledi.
    Sizce benim için vize başvurum ne şekilde sonuçlanır?
    Bu soruyu size yönlendirmemin sebebi, ulaşabildiğim ve çalışma vizesi olumlu sonuçlanan tek insan olmanız.

    Paylaştığınız yazı için çok teşekkürler.

    • Normal şartlarda; sizi alacak şirket, iş tanımında öyle özellikler vermiş olmalı ki, Almanya’da öyle biri bulunamamış olmalı ve siz de tam olarak bu özelliklere sahip olmalısınız. Bu durum sağlandıysa, başka bir engel de yoksa, iznin çıkmasını beklerim. Ancak; gişenin arkasında neler olup bittiğini tam olarak ben de bilmiyorum. Tek söyleyebileceğim, bu kararı vizedeki memurun vermediği – onun söylediği olumlu / olumsuz şeyler doğru olmayabilir. Sanırım bekleyip görmekten başka yapacak bir şey yok. Hayırlısı diyelim…

  9. Kerem merhaba,

    Ben yaklaşık iki ay önce almandaya bir iş görüşmesi yaptım ve mailleşmelerin ardından firma beni istediğini söyledi, prosüdürlere başlayalım dedi..

    Fakat adamlar ilk önce benden; isim soyisim, dogdugum yer , diplomalarım ve iş tecrübelerimle ilgili belgeler istediler, bunları kontrol ettikten sonra, working permit e basvurabiliyormusuz Federal Labour Office e diyorlar ??

    senin süreçte böyle birşey olmuş muydu yoksa, iş söleşmesi ve diğer kagıdı imzalayıp yolladın ve onlar federal ofise başvurdular ve sen konsolosluktan gelecek haberi mi bekledin çalışma vizesine başvurmak için ??

    ikinci sorum; mavi kart diye birşey var maaşların min lerini sınırlıyor, vb kıstaslar getiriyor, bu çalışma vizesi ile aynı şey mi ? sen mavi kart mı aldın yoksa çalışma vizesi mi ?

    Senin şuan çalıştıgın firma büyük bir firma anladıgım kadarıyla ? mobility bölümünüz varsa bir iki sorum daha olacak yukarıdaki ile birlikte (ist almanya konsolosluguna ulaşmanın mumkunatı yok malesef, soru soracak muhattap ulamıyoruz karsımızda)

    yardımcı olabilirsen cok cok sevinirim !

    • Benim süreç de aynen böyle işlemişti; tüm evrakları posta ile aldıktan sonra Almanya’da başvuru yapılıyor, akabinde gelen cevabı müteakip Türkiye’de de konsolosluğa başvuru yapılıyor. Benim çalışma vizemin yanı sıra bir de kartım vardı, ancak rengi yeşildi – belki mavidir artık bilmiyorum. Halen Almanya’da çalışmıyorum; oradaki sürecimi Relocompany yürütmüştü – http://www.relocompany.com ; eğer oradan destek alman gerekirse yardımcı olabilirler.

  10. Kerem Bey Merhaba,

    Biz de eşimin işi nedeniyle bu sürece başlamış bulunuyoruz. Yazınızda tam olarak netleştiremediğim bir nokta var. Evraklarınızı hazırlayarak şahsen konsolosluğa başvuru yaptığınız günden ne kadar sonra geçici vize ile pasaportunuzu size geri postaladılar? Çalışma izni için gerekli olduğunu söylediğiniz 4-6 haftalık süreç Türkiye’de geçen süre mi, yoksa Geçici vize ile Almanya’ya gittikten sonra geçen süreç midir?

    Teşekkürler,

    • 4-6 haftalık süre Türkiye’de geçen bekleme süresi. Geçici vize ile gittikten ve gerekli evraklar tamamlandıktan sonra, oradaki yabancılar bürosundan randevu alınıyor ve işlem tamamlanıyor.

      • Bu 4-6 haftalık süreçte pasaportunuz Alman konsolosluğunda mı kalıyor acaba?

  11. Muhtesem yazi icin tesekkurler. Interview icin berline gelip testlerinden gectigim sirket suanda gerekli evraklari hazirliyor, bu asamada 2. defa tecrube ediyorum work permit olayini, ilki ispanya icindi ve ayaklanmalar nedeniyle devlet vermemisti. Olsun veya olmasin guzel ulkemde deger ve saygi gorememek, yonetimin rezilligiyle utanc duymak, esit ve huzurlu yasami aramak, sevdiklerini geride birakmak gercekten cok zor..

  12. Yakın zamanda başvuruyu tamamlamış olarak sizi en azından son işlemler konusunda update etmek istedim. Ilk aşamada işinize yarayabilir. Öncelikle vize başvuruları maalesef artık iDATA aracılığı ile yapılıyor. Çalışma vizesi için Başvuru yaptıktan 5 hafta sonrasına randevu alabiliyorsunuz. Bu nedenle evraklar Almanya tarafından tamamlanmadan başvurunuza yapmanızı öneririm. Ayrıca iDATA bu konuda çok yetersiz. Istenen evrakları bile size tamamen bildirmekte aciz bir kurum. Görüşmeye gittiğinizde şok yaşamayın. Eksik evrakınızı gün içinde saat 11e kadar tamamlayamazsanız görüşmeniz bir 5 hafta daha atabiliyor, dikkatli olun. Öncelikle form hariç tüm evrakların asılları yanında mutlaka 2şer adet de fotokopilerini yanınızda götürün. iDATA nın Size gönderilen evrak listesinde belirtmedikleri bir evrak var. Nüfus müdürlüğünden Formül B almanız gerekli. Eğer bebeğiniz varsa onun için de Formül A almalısınız. Eğer ailenizle gidecekseniz her aile bireyinin başvuru dosyasında evraklardan ayrı bir set fotokopi olmalı. Sizin iş sözleşmeniz de buna dahil. Bu arada son karmaşa da mavi kart mı çalışma vizesi mi aşamasında yaşanıyor. Bu konuda kimse size bilgi vermiyor. Görüşmede pozisyonunuz ve maaşınıza bakıyorlar. Eğer mavi kart şartlarını karşılıyorsa otomatikman başvurunuzu mavi kart olarak değerlendiriyorlar. Yani mavi kart için ayrı bir başvuru şekli yada ek evrak yok. Eğer son 2 yıl içinde Alman konsolosluğundan vize almışsanız 8-10 gün içinde vizenizin çıkabileceğini söylüyorlar. Pasaportunuz içeride kalacak. Bizim pasaportumuz 3 gün içinde gelmişti. Mavi kart başvurusu ibareli, 3 ayda 90 gün kalışlı full bir vize veriyorlar. Siz bu vize ile Almanya’ya gidip ikamet için yabancılar bürosuna başvuru yapıyorsunuz. Ve nihayet herşey bitiyor. Aileniz için ise süreç biraz daha uzun. Aile bireylerinin pasaportlarını vize başvurusu sırasında isterseniz geri alabiliyorsunuz. Onların resmi işlemleri 4-8 hafta sürebilir diyorlar. Belki o da daha kısa zamanda tamamlanıyordur ama biz şimdi o aşamada olduğumuz için o konuda yorum yapamayacağım. Hayırlı olsun ve Şimdiden kolay gelsin…

    • Merhaba,ben Takayasu Arteriti hastasıyım.Otoimmun hastalık oldugu için Tr ve dünyada çok azbiliniyor ve tedavisi yok maalesef kronik bir hastalık.2 yıldır hastalığım atak akut alevli döneme geçti çok hızlı ilerliyor kemoterapi ve TR uygulamaya çalıştıkları tedavilere cevap vermiyor ayrıca bilgileri yok.Ben Eşim Yunan olduğu için Eu e
      Resıdence oturum iznim ve sağlık blue card ım var.Almanya nın benim hastalığım konusunda çok bilgili olduğunu araştırınca öğrendim .Acaba benim ücretsiz sağlık hizmeti almama yeter mi belgelerim.Almanya da yaşayan bir Yunan arkadaşım hiç birşeye ihtiyacın yok yeterli dr bul gel tedavini ol hiçbir ücret ödemeden istediğin hastaneye gidebilirsin dedi.Benim hiç tanıdığım yok Almanya,da yasayan doğru bilgileri almadan hasta hasta macerayaşayacak yaşta da degilim burda ameliyat olursan masada kalırsın diyor doktorlar artık can havlindeyim.Bu konuda bilginiz barsa ya da bana öğrenip bildirirseniz minnettar olurum.Can derdinden parasız ev bulmak yaşamak kısımlarını bile düşünemiyorum sadce bir doktor bulul orda tedavi denemek ve hastalığımın atağının durması umudundayım.Sevgiler

      • Merhaba, durumunuz çok üzücü. Acil şifalar diliyorum. Ne yazık ki sorunuzun cevabını bilmiyorum; tahminde bulunarak böyle kritik bir konuda yanlış yönlendirmek istemem. Belki cevabı bilen biri denk gelir düşüncesiyle sorunuzu yayınlıyorum.

  13. 2008 Aralık – 2010 Ocak ayları arasında Münih e bağlı 20 bin nüfuslu bir kasabada da burda yazdıklarınızın aynısını düşündüm. Aşağıda yazdığınız sebeplerden dolayı terkederek geldiğim o şehiri, geldikten bir süre sonra yazının devamında belirttiğiniz sebeplerden doalyı da özledim.

    ”Buradaki bir başka önemli faktör, insan sömürüsünün nispeten az olması ve insan emeğinin değerli olmasıdır. En düşük işte çalışan kişi bile uzun tatiller alıp yurtdışı tatili yapabilmektedir. Pazar günü neredeyse hiçbir yer açık değildir, çünkü o mağazada çalışanın da bir hayatı var, onun hayatını işveren sömür(e)miyor. Pazar günü açık olan yerler ancak bazı restoranlar ve sinemalar, onlar da çoğunlukla Pazartesi çalışmaz. Pek çok yer Cumartesi günü de sadece yarım gün çalışır. İşlerinizi bu saatleri öğrenip ona göre ayarlarsanız sonradan üzülmezsiniz.”

    Sonuç

    Sonuç olarak sizi burada çok düzenli ve rahat, huzurlu bir hayat bekliyor. Almanya’daki vasat bir hayat Türkiye’deki elit bir hayattan daha rahat ve stressiz diyebilirim. Ancak burada Türkiye’deki kültürü ve dostluğu da bulamama ihtimaliniz yüksek, her akşam dışarı çıkıp her yeri açık bulamazsınız. O yüzden Türkiye’ye dönen pek çok arkadaşım var.

    Bu yazıyla yetinmeyin, Almanya’da yaşamış başka kişilerle de görüşün ve konuşun. Yine de, paylaştıklarımın faydalı olmuş olduğunu umuyorum.

    Benim Sonucum ise: Keşke; böyle düzenli bir ülke ve yaşamın olduğunu hiç görmeseydim en azından şu anda hayatımı devam ettirdiğim İstanbul keşmekeşinde bu tarz beklentilere girmezdim. Gelmeyi düşünenlere, kısa süreli bir Türkiye tatili tavsiye ediyorum, bir kez daha düşünün. Bence gelmeyin.

  14. Merhaba,
    Harika bir yazı olmuş ellerinize sağlık :)) Ben de bu sene Technische Universitat Chemnitz’ de Makine Müh (print and media tech) alaninda mastera başlayacağım. Vize görüşmesinin sonucunu bekliyorum. Araştırma yaparken denk geldim blogunuza ve cok sevindim. Gerçekten güzel ve faydalı bilgiler vermişsiniz.
    Kabul aldığım program ingilizce ama almancayi da çok iyi seviyeye getirmek istiyorum. Suanki düşünceme göre Turkiyede çalışmak & yaşamak istemiyorum. Belki ilerde değişir bilinmez ama Almanya, abd, ingiltere gibi ülkelerde çalışmak istiyorum. Doktora yapmayi da düşünebilirim. Sizin onereceginiz baska bir sey var mi? :))

  15. Merhaba kerem bey. Yazınız çok güzel olmuş. Emeğinize sağlık. Ben de ocak ayı itbarıyle almanyada çalışmaya başlayacağım. Size sormak istediğim bir konu var. Almanyaya gidince araba almak istiyorum. Ancak gider gitmez leasing yada kredi alabiliyor muyum? Yoksa belli bir prosedür var mı? Hangisi daha avantajlı oluyor? Teşekkür ederim tekrar.

    • Almanya’da araç fiyatları çok ucuz; özellikle 2. el bir Alman arabası almak isterseniz belki de peşin parayla bile alabilirsiniz. Leasing / kredi detaylarını bankanızla konuşmanız gerekir. Ancak araç almadan önce Alman ehliyeti almanız gerekiyor. Gittikten sonra birkaç temel direksiyon dersi alıp, 6 ay içinde sınava giriniz. Direksiyon dersini ihmal etmeyin; “Nasılsa kullanabiliyorum” diye düşünmeyin. 6 ayı geçirirseniz, sıfırdan ehliyet kursuna yazılmak gerekir diye biliyorum. Bunu yabancılar bürosuna veya herhangi bir Fahrschule’ye sorabilirsiniz.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s