Kadercilik ve Falcılık

herhangi bir masanın üzerinde bir torba durduğunu varsayalım… bu torbanın içinde dokuzu beyaz, biri siyah olmak üzere toplam 10 adet misket olsun… torbanın içinden gözleri kapalı olarak tek bir misket seçmek zorunda olan çocuk, masaya doğru ürkek adımlarla yaklaşıyor… bu çocuğun siyah bir misket seçme ihtimali ne kadardır?

birçok matematikçi bu soruya 1/10, yani %10 diye cevap verecektir…

aslında, çocuğun o anda siyah misketi çekme olasılığı ya %100’dür, ya da %0’dır… ne var ki, ortalama bir insan hangisinin doğru cevap olduğunu bilemeyecek kadar acizdir…

evrende, her olaya dair birçok parametre vardır… bu parametrelerin insanlarca algılanabilecek olanları dahi hesaba katılamayacak kadar çoktur… insanlarca algılanamayacak olanları ise, algılanabilecek olanlardan da fazladır…

misket örneğinde, algılanamayacak parametreleri bir an için bir kenara bırakalım… masanın zemini, torbanın duruşu, torbanın içindeki misketlerin ilk pozisyonları; bunların her biri birer parametredir… çocuğun o misketleri o anda nasıl karıştıracağı, misketlerin her birinin bu karıştırma sonucunda nasıl bir ivmeyle birbirlerine çarpıp torbanın nerelerine doğru dağılacağı gibi parametreler de söz konusudur… o anda olaya etki eden bu gibi parametrelerin HEPSİNİ birden hesaba katabilseydik, çocuğun siyah misketi seçme olasılığının ya %100, ya da %0 olduğunu söyleyebilirdik…

Parametrelerin HİÇBİRİNİ hesaba kat(a)mayıp sadece kaç misket olduğunu göz önünde bulunduran bir matematikçi ise, siyah topun çekilme olasılığının %10 olduğu konusunda ısrar edecektir…

Ne yazık ki, torbadan misket çekme gibi basit bir olayda dahi çok fazla parametre söz konusudur… çocuğun o anki psikolojik durumu başlı başına bir parametredir; o gün oraya misket seçmeye gelirken başından neler geçti? yolda başından geçenler onda nasıl bir etki yarattı? çocuk genel olarak aceleci mi, sakin mi, sabırlı mı? aklından neler geçiyor? görünmeyen varlıklar o anda çocuğa herhangi bir etkide bulunuyor mu? yıldızlar, o anki konumlarıyla çocuğa nasıl bir astrolojik etki yapıyor?

bu soruların her birinin cevaplanması için sorulması gereken başka sorular vardır… çocuk hayatı boyunca neler yaşadı; bunların sonucu olarak nasıl bir mizaca sahip oldu? çocuğun genetik özellikleri nelerdir? ilk insandan bugüne dek aktarılan onca özellik arasından hangileri çocukta ortaya çıkmış? görünmeyen varlıklar, ortaya çıktıklarından beri neler yaşamışlar ve nasıl seçimler yapmışlar ki çocuğa o anda “şöyle” veya “böyle” bir etkide bulunuyorlar? yıldızlar, evren ilk yaratıldığından beri nasıl bir şekilde neler yaşadılar da şu anda “şöyle” veya “böyle” bir etkide bulunuyorlar?

tüm bunların sonucu olarak çocuk torbayı ne kadar ve hangi açılarda karıştıracak? bu sırada misketler nasıl dönecek? çocuk karıştırmayı bırakmaya ne zaman karar verecek, ve o anda elini hangi tarafa çevirerek hangi misketi seçecek?

bu sorunun KESİN DOĞRU cevabını vermek için yaratılıştan bugüne dek gerçekleşmiş olan ve çocuğun o andaki misket seçimi üzerinde etkisi bulunan HERŞEYİ birer parametre olarak hesaba katmak gerekir; ki bu tanrı dışında herhangi bir varlık için mümkün değildir…

ancak; eğer mümkün olsa idi, o anda siyah misketin çekilme olasılığının %100 veya %0 olduğunu kesin olarak söyleyebilirdik…

hayatta olup biten şeyler misket seçmekten çok daha karışık olsa da, mantığın özü değişmez… olaylara bu açıdan baktığımız zaman, olup biten şeylerin HEPSİ diğer olup biten şeylerden etkilenerek yön bulmaktadırlar… herhangi bir insan özgür iradesiyle seçimler yapsa da, verdiği kararlarda algılanabilen veya algılanamayan BİRÇOK parametre tarafından etkilenmektedir…

ve teorik olarak şu söylenebilir ki; bu parametrelerin HEPSİ birden hesaba katılabilse, bir insanın neler yapacağı ve sonunun ne olacağı şimdiden bilinebilirdi…

o halde, herşeyi yaratan ve ilk yaratılıştan beri süregelen ve etkileşen tüm parametrelerin mutlak bilincinde olan tanrı, bunları hesaba katabilmesinin avantajıyla herhangi bir insanın varolacağı ve öleceği zamanları da biliyor olmalıdır… bir insanın öldükten sonra cennet – cehennem ikilisinden hangisine konuk olacağını, insanların altındaki ve üstündeki HERŞEYin başının ve sonunun ne olacağını da biliyor olmalıdır…

kader ilginç birşey, değil mi?

kader kadar ilginç olan bir başka konu da, medyumlar ve falcılardır… falcılar, nasıl olur da geleceği görebilir? söylediği şeyler nasıl olur da bir bir gerçekleşebilir?

şarlatanları bir kenara bırakacak olursak ve falcıların gerçekten birşeyler bildiğini varsayarsak, falcıların açık veya hassas insanlar olduğunu veya gözle görülemeyen açık ve hassas varlıklardan yardım aldığını varsaymak gerekir… herhangi bir olay olmadan önce, o olaya dair başka küçük işaretler ortaya çıkar; dalgadan önce denizin çekilmesi, şimşek sesinden önce gökyüzünün aydınlanması gibi… bu küçük işaretleri sezebilen ve doğru yorumlayan falcılar, olacak şeylere dair bir takım ipuçları verebilirler… veya, insanlardan çok daha fazla sayıda parametreyi hesaba katabilen bir takım varlıklardan yardım alan bir falcı, olabilecek olaylar hakkında daha fazla şey söyleyebilir…

ancak şunu unutmamak gerekir ki, bir falcıyı dinlemek, olaya bir parametre daha katmak anlamına gelir… deminki örnekte, çocuğun misket seçmeye gitmeden önce bir falcıya gittiğini varsayalım… falcımız, olaya dair bir takım parametreleri bir şekilde algılamış ve çocuğa siyah misketi seçeceğini söylemiş olsun… falcıya hiç gitmeseydi geriye kalan parametrelerin etkisiyle siyah misketi seçecek olan çocuk, belki de falcının söylemiş olduğu şeyin rahatlığıyla (yeni katılmış fal parametresinin yaptığı etkinin bir sonucu olarak) siyah misketi seçmesi için davranması gerektiğinden daha farklı davranacak, elini torbanın içinde daha gevşek hareketlerle döndürecek ve beyaz bir misket seçecektir… Ya da, fal dışında kalan parametrelerin sonucunda beyaz bir misket seçecek olan çocuk, falcının olaya kattığı bir takım yeni parametreler sonucu siyah misketi seçebilir…

yani; tanrı’dan direkt olarak haber almayan hiçbir falcı, geleceğe dair doğruluğu “KESİN” olan tahminlerde bulunamaz…

örneği biraz daha abartılı ve ironik bir hale getirelim… falcımız bir başka çocuğa 85 yaşına kadar yaşayacağını söylemiş olsun… ve çocuk, “nasıl olsa 85 yaşıma kadar hiçbirşey olmayacakmış” diyerek kendini 25. kattan aşağı bırakıversin… nasıl? yanlış birşeyler var değil mi? falcı gördüğü şeyi doğru görmüş olabilir; çocuk normal şartlarda 85 yaşına kadar yaşayacaktır belki de… ancak olaya yeni katılan fal parametresinin yaptığı etki bir takım şeyleri değiştirmiştir… bu yüzden, falcılara tamamen güvenmek pek doğru bir davranış sayılmaz…

matrix’te oracle’ın neo’ya söylediği “would you have broken it if i haven’t told you anything?” cümlesini hatırlamayan var mı? durumu çok güzel özetliyor…

insanın fal baktırması, karşıdan karşıya geçmesi, bir taksi durdurması, kahvesini kaç şekerli içtiği, internette zaman geçirmesi, birşeyler okuması; kısaca hayatında yaptığı büyük veya küçük herşey, hayata bir takım yeni parametreler katar… etkiler büyük veya küçük olabilir; ancak görülemeyen etkilerin görülebilenlerden daha büyük veya küçük olabileceğini asla unutmamak gerekir…

falcıların söylediği ve çıkan büyük şeyler de vardır… evet… bazı şeylerin olması için gereken büyük ve temel parametreler yerine oturmuşsa, ve o anda falcıda olunması ve falcının dinlenmesi olayın gerçekleşmesine dair nispeten küçük bir etki teşkil ediyorsa; falcıların algıladığı ve söylediği büyük ve önemli şeyler gerçekten olabilir…

ancak, falcı söyledikten sonra olan veya olmayan birşeyin olması veya olmamasında, falcının o gün onu söylemiş olmasının da büyük etkisi bulunabilir…

ve insanlar, bunu asla bilemeyecek kadar acizdirler…

tartışılması gereken bir başka konu ise, görünen ve görünmeyen bu kadar çok parametre arasında insanın özgür iradesinin ne kadar anlamı olduğudur… evet, insan “bu otobüse mi bineyim bir sonrakine mi?” seçimini kendi iradesiyle yapar… ancak verdiği bu kararda kendisinin, hatta evrenin yaratılışından bu yana etkileşegelen o kadar çok parametrenin rolü vardır ki, “insan iradesinin parametrelerden ibaret olduğu”nu söylemeye dahi cüret edilebilir… özellikle insanın kendi karakteri ve prensiplerinin dahi bu etkiler sonucu oluştuğunu düşünürsek…

şu anda bu yazıyı okuyor olmanız da bir parametredir… hayatınızda küçük veya büyük bir etkisi mutlaka olacaktır… “Benim nasıl olsa hangi etkilerle ne yapacağım ve sonumun ne olacağı belli, o yüzden bundan sonra hiçbir kararım üzerinde fazla durmayacağım” demeniz, sizi “Falcı bana nasılsa 85 yaşıma kadar yaşayacağımı söyledi o yaşa kadar bana hiçbirşey olmaz” diyerek camdan atlayan çocuğun durumuna düşürür…

Durun, ve düşünün… Unutmayın ki, evrende sizin de oy hakkınız var… Boş oy atmak da bir seçimdir, ancak sizi başkalarının seçimlerine mahkum kılar…

Kendi oyunuzu atın… Diğer oyları göremeseniz de…

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s