Zaman Programcılığı

– sitenizde gördüğüme göre İngilizce ve bir kaç dil biliyorsunuz. felsefe ile ilgileniyorsunuz, kitap yazdınız, işletme okudunuz. bunlar için nasıl vakit buluyorsunuz? günlük planlar filan mı yapıyorsunuz?

– televizyon seyretmek, gazete okumak, “öyle takılmak” gibi her gün tekrarladığım ve aslında pek bir işe yaramayan alışkanlıklarım yok. bu alışkanlıklar gittiği zaman geriye çok zaman kalıyor. o zamanı da doğru bir şekilde programlayıp programa uyunca herşey oluyor… mesela kitap yazarken her gün mutlaka en az bir saat yazarım, başım da ağrısa yazarım, yorgun da olsam yazarım. sanırım sırrım bu… gereksiz alışkanlıkların yerine yaratıcı alışkanlıkları koymak, ve yaratıcı alışkanlıklara önceden belirlediğim minimum vakti mutlaka ayırmak…

– anladım sanırım.

– “zaman programcılığı” diye bir kitap daha yazabilirim günün birinde 😉

– gerçekten iyi olur. peki saat 9’da kalk, 10’da kitap yaz gibi mi yaptığnız programlar?

– hayır değil, yoksa robottan ne farkım kalır? öyle günü planlamıyorum önceden, akışına bırakıyorum herşeyi. bunun karşılığında, küçük bir el bilgisayarım var. genelde (biraz da danışmanlık işinin getirdiği zorunluluklar nedeniyle) önümdeki 2-3 haftanın önemli işlerini saatiyle birlikte programlamış olurum. bu önemli işler; hangi saatlerde ofiste olacağım, tez danışmanımla ne zaman görüşeceğim, ablamla sinema için ne zaman buluşacağım, anneme hangi sabah kahvaltısı için söz verdiğim gibi şeyler olur genelde. geriye kalan vakit bana aittir. o vakitlere televizyon, chat, surf, diziler, gazeteler gibi şeyler yerine yaratıcı şeyler koyuyorum.

– ama mutlaka planladığınız işler için vakit ayırıyorsunuz?

– evet ama, aynı dönemde hem kitap yazıp hem tez yazıp hem (mesela) ingilizce çalıştığım hiç olmadı. 4 ay kitap yazıyorsam, kitaptan sıkıldığım zamanlarda hobi gibi kontrbas çalıyorum. böylece kitap bittiğinde, kontrbasım da ilerlemiş oluyor vs.

– bu programların içinde kendinizi ödüllendiriyorsunuz herhalde? “kitabın 1. bölümü bitince şunu yapacağım” gibi…

– hayır, kendini ödüllendirmek benim için çok yanlış bir yaklaşım. yaptığım iş kendimi ödüllendirmek zorunda kalacağım kadar canımı sıkacaksa zaten yapmam. yaptığım iş başlı başına bir ödül kadar keyif veriyor olmalıdır, aksi takdirde “whats the point?” derler adama. yani bütün bu söylediklerim çok kişisel aslında, bende işe yarayan birşey başkasında işe yaramayabilir. herkes aynı anda birçok işle uğraşacak diye de birşey yok, bu bir insanın değerlendirileceği kriter olmamalı bence.

– aslında bu soruları size sormamın nedeni şu: ben bir öğretmenim ve bu sene öğrencilerim hem üniversite sınavına hazırlanacaklar, hem de programcılık öğrenecekler. onlara ikisini de başarabilmenin mümkün olduğunu göstermem lazım.

– istanbul’da olsaydınız, küçük bir konferans vermeye gelebilirdim. Daha önce üniversitelere kariyer ve zaman konusunda konuşmacı olarak gittiğim oldu.

– sevinirdik.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s