Diminishing Returns on Bass Prices

I talk about diminishing returns on multiple posts about bass prices. I would like to explain what it means. Basically; “diminishing marginal return” means that the difference you get per $ decreases dramatically after a certain price point.

I would expect the quality difference between a 500$ bass and a 2.000$ bass to be much greater than the quality difference between a 2.000$ bass and a 6.000$ bass.

In other words; I would expect a 2.000$ bass to have a much higher quality than a 500$ bass. However; a 6.000$ bass wouldn’t differ that much from a 2.000$ bass.

After a certain point, we can’t even speak about a “better” bass, but we can speak about a “different” bass which is not necessarily better or worse than the cheaper one.

Makes sense, right?

My Fodera vs Fender Custom Shop comparison provides a “case in point” demonstration of diminishing returns. Both have their strengths and weaknesses, but none can be considered absolutely “better” than the other.

Advertisements

Gitarda Dip Gürültüsü ve Çözümleri

Eğer gitarınızdan dip gürültüsü geliyorsa, bunun genelde iki sebebi olabilir: Manyetikleriniz veya bulunduğunuz mekanın elektrik sistemi. Bu yazıda, bu problemleri inceleyip olabilecek çözümleri tartışacağız.

Manyetik Kaynaklı Gürültü

Single Coil bir gitar manyetiğinin içerisinde, tek yöne doğru sarılmış bir bobin bulunmaktadır. Bu bobin soldan sağa doğru sarıldıysa +100 polaritede, sağdan sola doğru sarıldıysa -100 polaritede olacaktır.

Manyetiğiniz, radyo antenlerine benzer bir şekilde, havadan yayılan elektromanyetik frekansları algılamaktadır. Eğer odanızda elektromanyetik dalga yayan hiçbir cihaz yoksa ve elektrik tesisatınız da temizse, Single Coil manyetiğinizi hiçbir dip gürültüsü olmadan kullanabilirsiniz.

Ancak; sahneye çıktığınızda işler değişir. Mekanda; buzdolabı, ışık sistemi, ekranlar, vb cihazlar bulunacak ve elektromanyetik dalga yayacaktır. Gitar manyetiğiniz bunlara maruz kaldığında; hiçbir nota vurmasanız bile bir dip gürültüsü yaymaya başlar.

Farklı yönlere dönerek elektromanyetik dalgaların gitarınıza çarpmamasını sağlayabiliyorsanız ve konser boyunca o yönde çalabilecekseniz, sorunu basit bir şekilde çözebilirsiniz. Ancak; bu yöntemin işe yaramayacağı pek çok durum olabilir.

Humbucker manyetikler, bu tarz bir dip gürültüsüne sahip değildir. Bilmeyenler için; Humbucker manyetikler iki Single coil manyetiğin aynı anda çalıştığı bir manyetik türüdür. Humbucker içerisindeki manyetiklerden biri soldan sağa (+100), diğeri ise sağdan sola (-100) sarıldığı için, birbirlerinin polaritesini sıfırlar ve elektromanyetik dalgalardan etkilenmez hale gelirler. Humbucker tonlarını seviyorsanız, Single Coil yerine Humbucker manyetik tercih ederek manyetik kaynaklı dip gürültüsüne sonsuza dek veda edebilirsiniz.

Telecaster veya Jazz Bass gibi iki Single Coil manyetiğe sahip gitarların da manyetikleri genelde ters sarılmıştır (biri soldan sağa, diğeri sağdan sola). İki manyetiği aynı anda etkinleştirerek Humbucker efekti yaratabilir ve dip gürültüsünden kurtulabilirsiniz. Aynısı, Stratocaster gitarların Neck + Mid veya Bridge + Mid şeklindeki ara pozisyonları için de geçerlidir.

Precision Bass‘ta ise Split Coil bir manyetik bulunur. Yani; ikiye bölünmüş tek bir manyetik vardır ve bu parçalar yine birbirinin aksi yönünde sarılmıştır. Humbucker mantığına sahip bu Single Coil manyetik sayesinde, gürültüsü önlenmiş olur. Bu mantığı takip eden ve geliştiren Aguilar, kendi içinde iki zıt sarıma sahip ama Single Coil özelliği taşıyan Jazz Bass manyetikleri üretmektedir. Başka gitarlara yönelik benzer manyetikler üreten başka firmalar da var elbette. Bu tarz manyetikleri tercih ederek; hem Single Coil sound’u alabilir hem de dip gürültüsünü kesebilirsiniz.

MusicMan, HS modellerinde Single Coil manyetiğin yanına bir de Ghost Coil manyetik eklemektedir. Bu manyetik, gövdenin içine gizlidir ve herhangi bir ses üretmez. Tek görevi, Single Coil manyetiğe ters sarımlı bobini ile Humbucking etkisi yaratmak ve dip gürültüsünü kesmektir. Ghost Coil barındıran bir gitar tercih ederek veya gitarınızı modifiye ettirip bir Ghost Coil ekleterek bu çözümü uygulayabilirsiniz.

Lakland 55-02 modellerinde, her bir manyetik Split Coil olarak sarıldığından, hangi manyetik kombinasyonunu seçerseniz seçin dip gürültüsü gelmemektedir.

Ancak; Humbucker, Split Coil veya Ghost Coil çözümlerinin her biri, ton değişikliği anlamına gelmektedir. Vintage Single Coil Sound’undan mümkün mertebe feragat etmek istemiyor ancak yine de dip gürültüsünü kesmek istiyorsanız, o halde yardımcı pedal kullanmayı önerebilirim.

Önerebileceğim ilk pedal, Electro Harmonix’in Hum Debugger pedalı. Bu pedal, manyetiğinizin dip gürültüsünü tespit ederek 60 Hz civarındaki dip gürültüsünü EQ modifikasyonuyla devreden çıkarır ve sisteme temiz bir ses gitmesini sağlar. Forumlarda bu pedalı kullanan bazı kişiler gitarlarının tonunu değiştirdiğini, bazıları değiştirmediğini, bazıları ise ton değişikliğinin (özellikle mix içerisinde) gözardı edilebileceğini söylüyor. Ben bas gitarımda pek bir ton değişikliği hissettiğimi söyleyemem, gayet memnundum.

Bir diğer pedal türü ise, Noise Gate olabilir. Pek çok marka Noise Gate pedalı üretmektedir. Bu pedalların özelliği, belli bir Volume seviyesinin altındaki sinyali sisteme hiç göndermemektir. Bu sayede; gitarı çalmadığınızda, görece düşük bir ses seviyesinde olan dip gürültüsü sisteme gitmeyecektir. Çalmaya başladığınızda dip gürültüsü de sisteme gidecek, ancak kendi notalarınızın Volume’ünün çok altında kaldığından izleyici bunu muhtemelen hissetmeyecek / duymayacaktır. Noise Gate’in dezavantajı ise; dinamik bir çalıma sahipseniz, görece sessiz çalmak istediğiniz notaları da kesme riskidir.

Elektrik Kaynaklı Gürültü

Bu ikinci tarz dip gürültüsü, gitarınızın manyetiği ile doğrudan ilişkili değildir. Daha ziyade, mekandaki elektrik altyapısı ve topraklama ile ilgilidir.

Türkiye’deki prizlerde iki soket bulunur. Bunlardan biri elektrik, diğeri topraktır.

İdeal durumda; elektrik sistemine bağlı tüm cihazların elektrik / toprak polaritesi aynı olmalıdır. Ancak; pozitif ve negatif polariteye sahip cihazları aynı altyapıya bağladığınızda; elektrik ve toprak savaşmaya başlar. Bu savaş, hoparlörlere dip gürültüsü olarak yansıyacaktır.

Bu problemi elimine etmenin yolu, cihazları sırayla fişten çekerek problemi neyin yarattığını anlamaktan geçer. Problemli cihaz vazgeçilebilir bir cihaz ise, konser sırasında fişe takmayarak veya (varsa) alternatif bir tesisata takarak problemi çözebilirsiniz.

Bazı DI Box / amfilerde “Ground Switch” diye bir düğme bulunur. Bu düğme, cihazın polaritesini ters çevirmektedir. Tesisattaki cihazların Ground Switch’ine basarak polaritelerini çevirmeyi deneyebilirsiniz. Pek çok örnekte, dip gürültüsünü bu şekilde hallettim.

Metronom Tutturmak

“You can’t hold no groove if you ain’t got no pocket” (Victor Wooten)

Gelen sorular üzerine; enstrüman çalarken metronom tutturmak hakkında ufak bir kılavuz hazırlamak istedim.

Hızlanıp yavaşlamadan sabit bir hızda çalabilmek, müzisyenliğin önemli kriterlerinden biridir. Bu görev daha çok vurmalı çalgılara yüklense de, aslında gruptaki herkes zamanı tutturmaktan sorumludur.

Bu iş, “Inner Clock” denen içsel bir kasa dayalıdır. Bu kas, aynen spor gibi, egzersiz yaptıkça güçlü kalır, yapmadıkça zayıflar. Diğer bir deyişle; sabit hızda çalabilme egzersizleri sürekli yapılmalıdır.

Bu konuda farklı seviyeler vardır. Bazı kişilerde bu kas o kadar gelişmiştir ki, herhangi bir metronom kaynağı olmadan sabit hızda çalabilir. Bazıları tek başına zamanı tam tutturamaz; ancak metronom klikleri üzerine sabit hızda çalabilir. Bazıları metronom kliklerini tutturamaz, ancak bir davulcu veya altyapı üzerine çalıyorsa biraz dalgalanmakla birlikte zamanı tutturabilir. En çok çalışmaya ihtiyaç duyanlar ise, sabit davul / altyapıya rağmen dalgalanma yaşayanlardır.

Peki; bu içsel kasımızı nasıl geliştireceğiz?

Bu işin ilk adımı, metronom ile çalışmaktır. Metronomu (mesela) 90 BPM gibi sabit bir hıza ayarlayıp, sevdiğimiz bir motifi bu klikleri dinleyerek çalabiliriz. Hızlandığımız veya yavaşladığımız noktalarda tekrar metronoma döneriz. Bu şekilde, beyin metronomla senkron olma konusunda eğitilir ve yukarıda bahsettiğimiz kas kuvvetlenmeye başlar. Bu egzersiz, 90 BPM’den farklı hızlarda da yapılmalıdır elbette.

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte, “Inner Clock” kasını geliştirecek yardımcı uygulamalar da çıktı tabii. Bu konuda örnek olarak Time Guru adlı uygulamayı verebilirim (başka uygulamalar da var).

Bu uygulama; standart bir metronomun işini yapmanın yanı sıra, metronom vuruşlarının arasında belirleyeceğiz oranda boşluk da bırakabiliyor. Örneğin; “90 BPM’de metronom ver, ancak %50 boşluk bırak” diyebiliyoruz. Bu şekilde, metronomu “TIK TIK TIK TIK TIK TIK TIK TIK TIK TIK TIK TIK” şeklinde duymak yerine “TIK TIK TIK (boş) (boş) TIK TIK (boş) TIK (boş) (boş) TIK” şeklinde duyuyoruz.

Bu da, bizi metronom üzerine çalmaktan metronom olmadan da çalabileceğimiz bir noktaya taşımış oluyor. Beyin; sadece iki vuruş arasında değil, boşluklar üzerinden de senkronize olmaya alışmaya başlıyor. Uzun vadede boşluk oranını arttırarak, herhangi bir metronom kaynağına ihtiyaç duymadan zamanı tutturabileceğimiz bir noktaya yaklaşabiliriz.

Ancak; yürümeden koşmamak lazım. Önce altyapı üzerine sallanmadan çalabilmeli, akabinde metronomla sallanmadan çalabilmeli, ondan sonra bu boşluk bırakma egzersizlerine başlamalıyız.

Maple vs Rosewood

Bazı baslarda maple sap ve tuşe kombinasyonu varken bazılarında maple sap ve rosewood tuşe oluyor (seri üretim olan markaların bi çoğunda bu ikisi yaygın en azından). baslarda sapın-tuşenin maple ve/veya rosewood olmasının ajantajları,dezavantajları nelerdir? (elektro gitarlarda da baslarda olduğu gibi mi?) gerçi sorum baslarla ilgili ama elektrolarda da bu 2sine çok rastlıyorum ve merak ediyorum.

Bu çok tartışılan bir başka konudur. Kimi aralarında ciddi bir fark olmadığını söylerken; kimi Sound’u çok etkileyeceğini iddia eder. Genel kanı şu yönde: Maple; sol elin nüanslarını daha fazla ortaya çıkaran biraz daha parlak ve net bir tona eğilimlidir. Rosewood ise; nüansları gizleyen biraz daha koyu ve mat bir tona eğilimlidir.

Profesyonel gitaristlerin zaman zaman Maple, zaman zaman Rosewood çaldığını görebilirsin. Herhangi biri için “Amacın X ise Y sap kullanmalısın” gibi kesin bir formül vermek imkansız.

Hangisini tercih edeceğin; tamamen çalma tarzına ve nasıl bir ton aradığına bağlı.Aynı marka & model ve aynı teller takılmış iki gitarı (biri Maple biri Rosewood) aynı amfide deneyip karşılaştırarak farkı hissedebilirsin. Youtube’da da Maple – Rosewood karşılaştıran pek çok video var, onlara da göz atabilirsin.

G&L L-2000

G&L L-2000 bas gitar hakkında bir okurumun sorduğu soruya verdiğim cevabı, faydalı olabilir düşüncesiyle herkesle paylaşmak istedim.

İlandaki gitarı daha önce denedim. G&L’in düşük kalite Tribute serisinden olsa tavsiye etmezdim ama USA olduğu yazıyor. G&L çok iyi gitarları olan bir marka, oldukça popüler aslında. PR’ı Fender / MusicMan / Ibanez kadar kuvvetli değil sanırım 😉

Öncelikle şunu unutmayalım: Her bas gitarda olduğu gibi; sap / gövde ahşabının rezonansı ve teller arası denge nasıl, onlara bakmak lazım. Bu iki konuda iyi olan bir Squier, kötü bir Deluxe’e tercih edilir. Mümkünse deneyerek almanı öneririm.

Benim nazarımda iki tür “All-around” bas gitar vardır:

  • Her tarza gidecek joker gibi tek bir kök ton veren gitarlar (Precision Bass, StingRay buna örnektir)
  • EQ ve manyetik ayarlarıyla çok çeşitli tonlar verebilen gitarlar (genelde diğer modellerin tonlarına öykünür)

İlandaki gitar (G&L L-2000), ikinci türde bir gitar. Aktif / pasif, Series / Parallel / Boost ve 3 manyetik pozisyonunu topladığında 18 farklı kombinasyon yapıyor. Bass + Treble Cut imkanlarını da hesaba katarsak, uçsuz bucaksız olasılıklar var bu gitarda.

Ancak, bu söylediğim şey bir avantaj mı dezavantaj mı sen karar ver. Çok fazla ton imkanı olması, aynı zamanda hata yapacak / kötü ton alacak çok fazla alan olması anlamına gelir. Eğer “All-Around” bir bas gitara ihtiyacın varsa; EQ, Series / Paralel gibi konularda iyiysen ve ince ton detaylarından keyif alıyorsan (ya da kendini geliştirmek istiyorsan), doğru yöndesin bence.  

Ben bir ara bu gitarı deneyip almayı düşünmüştüm. Ancak; ben StingRay yönünde ilerledim ve son durağım Precision oldu; basitliği seviyorum sanırım =) Ancak ince ayarlara girişmek istesem muhtemelen G&L L-2000 alırdım. Bu kadar çok Combo’ya sahip seri üretim bas gitar, 1-2 MusicMan modeli haricinde pek yok sanırım.

Umarım faydalı olabilmişimdir =)

Ibanez JS1600 Review

Features:
This 22-fret guitar is a japanese beauty. It has two humbuckers, a three-way selector, volume & tone controls. You can pull the tone control for single-coil mode, and volume control for treble boost. It looks like Crom Boy, only less shiny. Bridge is fixed, and hard case is included.
Action, Fit, & Finish:
The setup out of factory was perfect! It’s hard to believe but I didn’t have to do anything. Perhaps the guys at the shop made the arrangements before putting the guitar on the sale, I don’t know.
Sound Quality:
I play blues, rock, jazz, R&B, urban, pop, new age and similiar stuff. Anything except heavy metal you can say. I use this guitar with a Carvin SX-100 amp, and use Bad Horsie wah occasionally. I never heard any unwanted noise from this beauty. I need a wide variety of tones. This guitar gave me everything that I need. I have been playing since 18 years, and had experience with countless guitars; including Strat’s, Tele’s, a ’62 Les Paul, and even an Ibanez Jem. And perhaps first time ever, I have the feeling that I’ve found “the” guitar which can produce every sound I need. First of all, this guitar has it’s beautiful unique sound – which I like better than almost any guitar I played so far. On the clean channel; if you switch to single coil mode, you’ll get a Strat-like feeling and you’ll hear a sparkling, crystal-clear sound. If you tweak the amp as well, the bridge pickup can also almost feel like a Tele. On humbucker mode, you’ll get a Les Paul-like feeling and the sound will be fatter. On dirty channels; the story isn’t too different. Please don’t get me wrong, I’m not saying that you’ll have the “exact” Strat, Tele and Les Paul sounds out of this guitar. No, this guitar has it’s unique sound (which is beautiful in my opinion) and it’s kindof different from the brands mentioned – check Joe Satriani’s recordings for a hint. I’m just trying to describe the tone variety using different examples. The variety of the tones of this guitar is so wide that I feel like I have 3 different guitars compressed into one axe. There is nothing I dislike about the tone of this guitar.
Reliability/Durability:
This guitar is a very light piece of equipment. Therefore, I wouldn’t smash it against the drum. Except such outrageous behavior, it feels like a very solid guitar and I would use it on a gig without backup if I have to.
Overall Rating:
As mentioned, I have been playing since 18 years. I can’t even remember all the guitars I had in the past. Currently, I have an Ibanez Jem 555, an American Gibson Les Paul ’62 Reissue, and a hand made axe in terms of electric guitars. Soundwise the Les Paul was fine in it’s area of humbuckers actually, but it just can’t produce the single coil sound that easily. I considered buying an additional Tele for this requirement, but none of the Tele’s I played “felt right”, don’t know why. I tried like 10-15 of them, different models, different woods, no. I just wasn’t satisfied. I was always aware of the JS series, but I just don’t like Floyd Rose too much because I find the required bending techniques uncomfortable, and breaking a string during live performance leaves you in bad tuning. Now, a JS with fixed bridge? What else could I ask for? Very good humbucker tones with a large variety inbetween bridge & neck pickups, and pull one switch, you have a full single-coil guitar. The sound is great, the feeling is great, it has everything I could ever ask for! If it was stolen, I would probably buy it again if I can afford it.