Kendim Tasarladığım İlk Bas Gitarım

my_custom_sandberg v2

Özet

Yıllar içerisinde edindiğim tecrübe çerçevesinde; tüm özelliklerini kendim belirleyip konfigüre ettiğim “Custom” bas gitarımı, Limon Müzik üzerinden Almanya’da Sandberg‘e yaptırıyorum.

California VM5 modelini temel alarak talep ettiğim Spekler: 5 strings, ash body, 34″ rosewood fingerboard with white pearl block inlays, MusicMan bridge pickup with series / parallel / single coil switch, Precision neck pickup, pickup blend, volume, active / passive switch, treble cut in passive mode, 3 band EQ in active mode, high mass bridge, virgin white finish, natural headstock, chrome hardware, tortoise pickguard.

Muhtemel Sound’unu merak edenler için, örnek VM5 videoları:

Detay

Neden?

Evet, sonunda yaptım.

En sonunda, kendi belirttiğim spesifikasyonlara göre “Custom” üretilecek bir bas gitar ısmarladım.

Öncelikle bu noktaya nasıl geldiğimden biraz bahsedeyim. Birlikte çaldığım arkadaşlarım bilirler; enstrüman değiştirme sıklığım genel müzisyen ortalamasının biraz üzerindedir. Bunun sebebi; aradığım Sound + rahatlık + tonal çeşitliliği barındıran bir bas gitar bulamamış olmak aslında. Malum Türkiye’deki şartlar da kısıtlı; özellikle üst seviye enstrümanlara bakıyorsanız müzik mağazalarında 20-30 alternatif olmuyor. “Bu sefer olacak” diye inanarak aldığım enstrümanlar ise tam tatmin etmediği için er geç yerini bir başkasına bıraktı.

Bunun üzerine; daha önce çaldığım gitarlarda sevdiğim özellikleri “Frankenstein” gibi birleştirme fikrine sıcak bakmaya başladım.

Hangi Gitarlarda Neyi Sevdim / Sevmedim?

Geçmişte elimden geçen bas gitarlar arasında; Fender Custom Shop Precision, Fender American Deluxe Jazz Bass, Fender American Deluxe Precision, Fender American Standard Jazz Bass V, Fender American Marcus Miller V, MusicMan StingRay Classic, MusicMan StingRay 5, Rickenbacker 4003, Lakland 55-02 Deluxe, Yamaha TRB gibi hatırı sayılır modeller var.

Peki bu baslarda neyi sevdim ve sevmedim?

  • Fender Custom Shop Precision: Tonu ve rahatlığı harika, PJ konfigürasyonu geniş bir ton aralığı sunuyor. Ancak; 4 telli, aktif modu yok ve sap ayarı için sapı sökmek gerekiyor.
  • Fender American Deluxe Jazz Bass: Çok rahat bir sap, aktif / pasif modu var, ton aralığı çok geniş. Ancak; 4 telli olması bir kenara, Ash + Maple olduğundan tonları istediğimden biraz daha parlak idi. “Noiseless” manyetiklerin sesi de pek organik gelmemeye başladı bir noktadan sonra.
  • Fender American Deluxe Precision: Yine ideal bas olmaya çok yaklaşan bir seçimdi, özellikle Rosewood klavye sebebiyle. Ancak, 4 telli idi ve G telinde bazı Dead Spot’lar vardı – pek çok bas gitarda olan bir durum aslında.
  • Fender American Standard Jazz Bass V: Bu satırları yazarken bu bası hala severek çalıyorum. Ancak; aktif modu yok, Single Coil manyetiklerde 60-Cycle-Hum var, bunun yanı sıra Action’u benim idealimden biraz yüksek. Bas tekniğim Hammer-On, Pull-Off ve Legato içeriyor bolca, bu gitarda Action’dan ötürü biraz zorlanıyorum. Shim sayesinde telleri görece alçaltsam da benim için hala biraz yüksek, sap ayarını biraz daha düz yapsam veya köprüyü biraz daha alçaltsam bu sefer Buzz başlıyor. Aslında Setup’u Fender’in belirttiği standartlarda sorunsuz yaptım (Feeler’ım var evet); pek çok basçı rahatlıkla çalar ama herkesin tekniği / alışkanlığı farklı. Biraz Nut File ve Fret Job (hatta belki de Plek) ile bana daha uygun hale gelebilir, o ayrı bir proje; bakacağız.
  • Fender American Marcus Miller V: Şimdiye kadar çaldığım tüm baslar arasında en rahat sapa sahip bas gitar bu idi herhalde. Bana olumsuz gelen yönleri; pasif modda Treble Cut olmaması ve aktif moddaki EQ’nun Boost Only olması idi. Ve 60-Cycle-Hum tabii… Özellikle Brezilya / Latin sularında çalarken, bu bas gitarın tonunu boğmadan koyulaştırmak epey zorlu bir iş idi. Slap / Funk ağırlıklı çalanlar için bulunmaz nimet, ne yazık ki artık üretilmiyor. Alternatifi Sire olabilir bugün için.
  • MusicMan StingRay Classic: Low-Mid karakterli sap manyetiği yok, pasif modu yok, EQ potlarının Center noktası belirlenemiyor. Buna rağmen tonu harika ve çok severek çaldığım bir bas gitar oldu.
  • MusicMan StingRay Classic V: Bir önceki basın olumsuz taraflarını, Center Detent’e sahip 3 bant EQ ve Series / Parallel Switch ile bir nebze kapatsa da, sap manyetiğini arıyorum zaman zaman. Şu anda dublör bas olarak bunu kullanıyorum.
  • Rickenbacker 4003: Çok şık bir gitar. Ancak; 4 telli, çok fazla dip gürültüsü var, Sound’u çok karakteristik ve esnek değil, Slap ve Palm Mute gibi bazı teknikler pek iyi sonuç vermiyor.
  • Lakland 55-02 Deluxe: İdeal bas gitara en çok yaklaştığım bas gitar bu oldu, detayları birazdan geliyor.
  • Yamaha TRB: Pasif modu yok, bunun haricinde yine kendi açımdan ideale yakın bir bas gitar diyebilirim.

İdeal Özellikler

Bu kadar tecrübeden sonra, benim için ideal bas gitarın sahip olması gereken özellikler hakkında iyi kötü bir fikrim oluştu.

Ahşaptan başlayacak olursak, sapın Rosewood olması tercihim. Maple saplar, parmak ve perde sesini benim kulak zevkimi biraz rahatsız edebilecek kadar fazla iletebiliyor. Gövde tercihim ise Ash. Aslında geleneksel bir Sound için Alder + Rosewood, parlak tonlar için ise Ash + Maple önerilebilir. Ancak; benim açımdan Ash + Rosewood ideal bir ikili oluyor. Parlak bir gitarı matlaştırmak, mat bir gitarı parlatmaktan çok daha kolay.

Son dönemde 5 telli çalmaya fazlaca alıştığım için, ideal bas gitarım 5 telli olmalıydı. 34” ve 35”gitarların ikisiyle de tecrübem var, ancak genelde 34” çaldığım için eğilimim bu yönde.

Manyetik dizilimi anlamında ise zor bir ikili peşinde idim. Elimden tam 4 StingRay geçti, dolayısıyla StingRay’in köprü Humbucker manyetiğine karşı bir zaafım olduğu kolayca anlaşılabilir. Ancak, bildiğiniz gibi manyetiğin karakteri kadar pozisyonu da tonlamada çok önemli bir konudur. Tek manyetikli Precision Bass’larda alınabilen Low-Mid karakterli tonları, StingRay’in Humbucker’ından almak çok kolay bir iş değil.

Low-Mid denince ise akla tabii ki Precision Bass geliyor. Uzun süre severek çaldıktan sonra, 5 telli çalmaya başladığım (ve her sap ayarı gerektiğinde sapı sökmekten sıkıldığım) için Custom Shop Precision’umu satmış olsam da, Precision manyetiğinin eksikliğini hep hissettim. Her ne kadar Jazz Bass’ın sap manyetiği bu tona hatırı sayılır derecede yaklaşabilse de, tam aynısı olmuyor. Dolayısıyla, ideal basımda (pozisyonlarından dolayı imkansız gibi gözükse de) hem bir Precision manyetiği, hem de bir StingRay manyetiği olmalıydı.

Elektroniklere gelince… Aktif ve pasif bas gitarların kendine göre avantaj ve dezavantajları var. Aktif bas gitarların üzerinde Jack bırakılamıyor ve pil değiştirmeyi atlamamak gerekiyor; buna karşılık aktif EQ sayesinde gitarın üzerinden çok daha fazla ton ayarlaması yapılabiliyor ve gitarın çıkış gücü genel anlamda daha yüksek oluyor. Bunun yanı sıra dip gürültüsü de genelde önlenmiş oluyor. Pasif bas gitarlar ise daha basit enstrümanlar; üzerinde Jack bırakılabilir, pil derdi yok, çıkış gücü daha düşük olsa da daha organik oluyor. Buna karşılık, özellikle Single Coil manyetiklerde “60 Cycle Hum” denen dip gürültüsü olabiliyor. Çözümsüz olmasa da, sık rastlanan ve özel ilgi gerektiren bir durum.

Latin’den Rock’a, Jazz’dan Pop’a, akustikten Afrika’ya pek çok tarzda müzik yapan gruplarla sahne / kayıt işlerim olduğu için, ideal bas gitarımda hem aktif hem pasif özelliği olmalıydı. Aktif modda “Boost + Cut” 3 bant EQ, pasif modda ise en azından Treble Cut olması el / ton alışkanlığım sebebiyle ideal durum benim için.

Şimdiye kadar bu saydığım özelliklere en çok yaklaştığım gitar, Lakland 55-02 Deluxe oldu. Ancak, mid manyetiğinin (Precision değil) Jazz Bass sap manyetiği karakterinde olması ve sapının + tel aralıklarının genel olarak benim alışkanlığıma tam uymaması sebebiyle bu bası elden çıkarttım. Yine de merak ederseniz, Lakland tonlarını başka bas gitarlarla karşılaştırdığım videoyu https://www.youtube.com/watch?v=D55x7GtMggM adresinde izleyebilirsiniz.

Aradan geçen zaman (ve pek çok bas gitar) sonrasında, isteklerim şu şekilde netleşti artık:

  • 5 tel
  • 34” sap
  • Ash gövde
  • Rosewood klavye (perdeli), mümkünse Block Inlays
  • MusicMan + Precision manyetik
  • İki manyetik arası Blend
  • MusicMan manyetiğini Series / Parallel / Single olarak kullanabilme (detayı gelecek)
  • Aktif + pasif Switch
  • Aktif modda 3 bant Boost / Cut EQ
  • Pasif modda Treble Cut
  • Kolay sap ayarı (sapı sökmeden)
  • Beyaz renk + Tortoise Pickguard + Chrome aksam (zevkler ve renkler)

MusicMan manyetiğinin Series / Paralel / Single olarak kullanılabilmesi, yine Lakland 55-02 üzerinden tanıştığım bir özellik idi. Blend üzerinden Humbucker’a ağırlık verildiğinde; Paralel modda klasik StingRay tonuna yaklaşabiliyorsunuz. Series modda ise parlaklık biraz azalıyor; StingRay 5’in 1. manyetik pozisyonuna yaklaşmak mümkün oluyor. Single modunda ise, Humbucker’ın sadece bir tarafı aktif hale geliyor ve bu şekilde Jazz Bass köprü manyetiğinin karakterine yaklaşmış oluyorsunuz.

İşler burada ilginçleşmeye başlıyor, zira Single Coil modunda Humbucker’ı sololayınca Jaco’yu anımsatacak Nasal Sound gelmeye başlıyor. Aynı modaa Humbucker + sap manyetiği %50 dengelendiğinde P/J karakterinde bir Sound gelmeye başlıyor – bir anlamda geleneksel Jazz Bass Sound’una yaklaşmış oluyoruz. Series / Paralel / Single imkanı ve Blend potunu bir arada düşünürsek, elde edilebilecek Sound’ların ne kadar geniş olduğunu da tahmin edebiliriz.

Hedeflediğim Tonlar

Uzun süre keyifle çaldığım ve çok farklı tarzlardan parçalar barındıran Flat Band’in repertuarını bir düşünecek olursam;

  • RHCP için, +75% Blend ile Paralel mod (aktif), Bass + Treble Boost. Bu şekilde StingRay’e yaklaşabilirim.
  • Fly Me To The Moon için 0% Blend ile Single mod (pasif), Treble Cut. Bu şekilde geleneksel bir Jazz Bass tonuna yaklaşabilirim.
  • All Shook Up için -100% Blend (pasif) – yani sadece sap manyetiği, Treble Cut. Bu şekilde geleneksel bir Precision Bass tonuna yaklaşabilirim.
  • Ele Güne Karşı için +25% Blend ile Single mod (pasif). Bu şekilde Nasal bir Jazz Bass tonuna yaklaşabilirim.
  • Georgy Porgy için 0% Blend ile Single mod (pasif). Bu şekilde Funky bir Jazz Bass tonuna yaklaşabilirim.
  • Hung Up için 0% Blend ile Series mod (aktif), Bass Boost, Treble Cut. Bu şekilde, pop / elektronik tarzın altını doldurabilecek derin bir Sound elde edebilirim. İstenirse sap manyetiğine de ağırlık verilebilir.
  • Walk of Life için -100% Blend (pasif), Treble tamamen kapalı. Bu şekilde Motown’a uygun bir Precision Bass tonuna yaklaşabilirim.

Yine uzun yıllardır birlikte çaldığım Jozi Levi ‘nin repertuarını düşünürsem;

  • Koyu surdo tonları için, -50% Blend ile Single mod (pasif), Treble Cut. Bu şekilde, yeterince koyulaşmış bir Low-Mid tonuyla Brezilya’nın surdo davullarına yakın bir bas tonu elde edilebilir.
  • Mais Que Nada veya Ponteio gibi dinamik latin tonları için, 50% Blend ile Single veya Series mod (pasif). Bu şekilde, Chico Pinheiro kayıtlarında duyulabilen Nasal karakterde bir Sound elde edilebilir.

Örnekler çoğaltılabilir, ancak ana fikir bu. Köprü manyetiğini neden hiçbir durumda 100% kullanmadığımı merak ederseniz, cevabı pozisyonunda gizli. Lakland’da da olduğu gibi, MusicMan manyetiği ideal pozisyonunda değil, köprüye biraz daha yakın bir pozisyonda olacaktır – dolayısıyla, o manyetiği %100 kullanmak StingRay’e kıyasla daha Treble karakterli bir Sound alınması anlamına gelir. Sap manyetiğini biraz olsun işin içine karıştırmak, Bass / Low Mid karakterini biraz daha arttıracaktır.

Son olarak, sap tarafında aradığım Precision Bass manyetiğinin pozisyonlarının da ters olması gibi bir talebim vardı. Geleneksel Precision diziliminde, E A tellerinin altındaki manyetik sapa yakın, D G tellerinin altındaki manyetik köprüye yakındır. Bu; zaten bas karakterli olan tellerin biraz daha bas, zaten tiz karakterli olan tellerin ise biraz daha tiz olması demek. Bu manyetikleri ters çevirmek, Sound’u biraz daha dengeli ve homojen dağıtmak anlamına geliyor – benim kulak zevkime daha uygun. Her ne kadar el pozisyonunu kaydırarak her tür manyetikte bu homojenlik sağlanabilecek olsa da, ekonomiden zarar gelmez.

Sipariş Süreci

Peki ama böyle bir bas var mı?

100% olmasa da, aradığım konfigürasyona çok ama çok yaklaşan bir bas gitar gerçekten de buldum: SandBerg California VM5. VM5’ı öne çıkaran özellik, MusicMan + Precision manyetiklerine sahip olması – üstelik Precision manyetiği tam da istediğim gibi ters konumlandırılmış! Bu manyetikler ideal pozisyonlarında değil elbette, ancak yukarıda yazdığım şekilde EQ & Blend yardımıyla aranan tonlar alınabiliyor. Teknik özelliklerinin yanı sıra; SandBerg California VM5’da hoşuma giden bir diğer nokta, çocukluğumda yaşadığım California ile 30’larımda yaşadığım Almanya’nın bir şekilde bu bas gitarda sanki bir işaretmişçesine bir araya gelmesi;)

Bilmeyenler için belirtelim; Sandberg, Almanya’da çok başarılı bir bas gitar üreticisi. Çok kaliteli ve sağlam enstrüman üretmesinin yanı sıra, sapların pleklenmesi gibi “Custom Shop” özellikler Sandberg’in pek çok basında standart geliyor. Merak edenler http://www.sandberg-guitars.de adresini ziyaret edebilir.

Bunun yanı sıra; Sandberg, seçtiğiniz herhangi bir bas gitar üzerinde dilediğiniz her türlü modifikasyonu yapmanıza izin vererek, Custom Shop tadında bir alışveriş imkanı da sunuyor.

Türkiye distribütörü olan Limon Müzik ile (biraz da beklenmedik bir olay üzerinden) görüşerek, Sandberg’e istediğim bas gitarı yaptırarak Türkiye’ye getirtebileceğimi öğrendim. Merak edenler http://www.limonmuzik.com veya http://www.basmarket.com adreslerini ziyaret edebilir; başka markaları da getirtiyorlar. Kendilerinden daha önce Lakland da satın alıp alışverişten çok memnun kalmıştım; hızlı teslimat bir kenara, hediye Jack + şeker göndermek gibi incelikleri var😉

Bunun üzerine, istediğim (ve yukarıda belirttiğim) tüm spesifikasyonları yazarak kendilerine ilettim. Çok titiz davranıp epey detaylı sorular sordum ve hepsine sabırla ve profesyonelce + samimi cevaplar aldım. Eh, artık siparişi vermemek için herhangi bir sebep kalmamıştı😉 Siparişimi onayladım ve form Limon üzerinden SandBerg’e iletildi.

Merak edenler, konfigürasyonu şu adreste görebilir: http://www.configurator.sandberg-guitars.de/?code=CAV1-VM:S-N-5S-34-HG-VW-ALD-NOT-RWF-F-WB-NOM-CRH-CLT-2EQ-TP-TCP-RH

Şimdi, gitarın üretilmesini ve Türkiye’ye gönderilmesini bekleme süreci başladı. Limon Müzik, 4-6 ay arası bir bekleme süresi öngörüyor. Ömür boyu çalacağımı öngördüğüm bir enstrüman için makul bir süre. Maliyeti ise yine oldukça makul; özellikle Fender Custom Shop Masterbuilt, Tom Anderson, Suhr, Fodera gibi butik sayılacak markalarla karşılaştırılınca. Tabii Sandberg’de de kanatları takıp Masterpiece seviyesinde eskitilmiş ve üzerine özel desenler yapılmış bir sipariş verirseniz arabanızı satmanız gerekebilir😉 Ancak kozmetiği makul tutup Sound odaklı gittiğinizde ortaya çıkan rakamlar çok da ürkütücü değil.  Düğünden kalan bilezik ve reşat altınlarını bozdursanız yeter😀

Düşünceler

Daha önce Asım Can Gündüz’den satın aldığım el yapımı bir elektro gitarı, pedal terzisi Burçin Ankara ile yaptığımız ortak bir çalışma ile Mod’layarak istediğim hale getirmiştik. Ancak, “Custom” bir enstrümanı yıllar içinde kafanda oluşturup sonra tam da istediğin spesifikasyonlarla sıfırdan sipariş edebilmek bambaşka bir tat. Sıfırdan, bana özel yapılarak gönderilecek olması, henüz işlenmemiş ahşap, plastik ve metal parçalardan ibaret olan bu bas gitar ile aramda şimdiden özel bir bağ oluşturmuş gibi…

Fender Custom Shop, slogan olarak “When You Are Ready” ifadesini kullanıyor; evet bunu şimdi anlıyorum. Hazır olduğunda biliyorsun.

Benim merak ettiğim nokta, bu kombinasyona sahip olup bu kadar “Versatile” olabilecek bir bas gitarın neden çeşitli markalar tarafından daha fazla üretilmediği… Gerçi G&L ve MusicMan gibi markaların çift Humbucker’lı modelleri veya Lakland’ın 55-94 gibi modelleri bu fikre epey yaklaşıyor. Kendi adıma, çift Humbucker’lı modellerde elimi koyacak yer bulamadığım için rahat çalamıyorum😛 Ancak, Precision + MusicMan manyetiği neden tercih edilmiyor? Belki de; yukarıda açıkladığım gibi, manyetikleri ideal pozisyonlarına koyamadıkları içindir – ya da belki de o kadar çok yönlü bas gitar çok fazla insan tarafından tercih edilmiyordur bilemiyorum. Komplo teorisyenleri, markaların daha fazla bas gitar satabilmek için daha sade modeller ürettiğini de düşünebilir😉

Allah’ın izniyle ısmarladığım enstrümana sağ salim kavuşunca, bir Demo videosu hazırlamayı düşünüyorum. Merak edenler, Twitter’dan beni takip edip videodan haberdar olabilir – link için: http://kerem.koseoglu.info .

One thought on “Kendim Tasarladığım İlk Bas Gitarım

  1. Bas Gitar Seçme Kriterleri – Dr. Kerem Koseoglu

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s